aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2009 Çarşamba

DARALAN VAKİTLER


Yanakları saçları gözleri yanmış
Zehirli gaz bombaları
Yılan gibi sokmuş yalamış gövdelerini
Ağızları, küçücük dilleri yanmış
Bütün Beyrut sapsarı kalmış
Sanki anlamak imkansız
Başları
Paletlerle ezilmiş babaları
Yahudi doğramış analarını
Binlerce çocuk topların betonların altında

Beyrutun gözyaşları şimdi
Kudüsün yanıbaşında
Müslümanlarsa uzakta
Sanki başka
Gelinmez bir dünyada

Acın bir vadi
Zehirli çiçekleri bir ova gibi karşımda

Gözüm baksın sadece
Ayrıntıları
Kıvrılıp kırılmış bilekleri
Kemikten yakılmış etleri
Kuma serilmiş cesetleri

Büyük ajansların yaydığı resimleri
Bir seyirci gibi görsün dursun
Bir kadın gibi ağlasın...

Beyrut yengeç kıskacında
Çoğu müslüman kafir yanında
Yaslanmış yastıklara sonunu beklerler filmin

Sen filistin hokkaları doldur kanla
Şairler eğer ahın varken
Uzanırlarsa tomurcuklara güllere
Herbiri kanlı bir ateş gibi korku
Bir azar bir şamar olsun

Filistin sen işine bak kar toprağını
Yoğur gazabını yaradanın
Bir mezarlık kadar ölüye şahit her evin
Her soluğun yeni bir can veriş
Eğer kalmamışsa kalplerde Allah sevdası
Ey filistin kar kar toprağını
Yoğur gazabını yaradanın ...

Bu ateş bulutu hangi kavmin üzerinde
Çam ormanlarının salınışında
Kuşların cıvıldayışında
Otların serin tenlerinde
Eğer varsan bakıp görmeye
Şeffaf perdenin az ötesini
Bir ateş bulutu var en bildik yerde
En emin yerde

Ve bak asıl ölen yaylalar villalar tok karınlar
Hissiz dudaklar gayretsiz kalpler
Asla değil kavruk çölde yatan kadavralar

Farzet körsün olabilir
Elele tut
Taş al ve at
Kafiri bulur

Hani ceylanların
Hani cihat marşın

Bir yumruk harbinden nasıl kaçtın
En arka safta bile kalmadın
Cengi attın dünyaya daldın
Tezeğe konan sinekler gibi

Dönüyor burgaç
Dünya üstten yanlardan daralıyor
Ovalardan
Dar geçitlere sürülen sığırlar gibi
Bir gün ister istemez
Karşısında olacaksın kaçtıklarının

Dua et
O gün henüz mahşer olmasın

A. Cahit Zarifoğlu

11 Kasım 2008 Salı

aşk’ın ve anarşi’nin a'sı...

1.

kilim diye bir kafemiz vardı. dersaneden, “uzay-fen”den kaçar, peştemal desenli masalarda, küçük taburelerde oturarak, elma çayı içerdik.

kilim sürekli basılırdı….

biz, bir kez olsun basıldığında içeride olamamıştık.

dersane’de polisin geldiğini duyar, dersi asar, kilim’e koşardık.

kapı mühürlenmiş, gelenler gitmiş olurdu.

“yine kaçırdık” diye üzülürdük…

ordu’daydık, karadeniz kadar hırçın, dalgalar kadar kırılgandık…

kilim’in sahipleri kimdi, kimin fraksiyonundandı bilmezdik.

ne düşünürlerdi, amaçları neydi?

merak etmezdik…

2.

“kalkınma” da, “mimcopy”’de toplanırdık.

kim, nereye gidecek?

kim, nereden gelecek? her şeyi oradan öğrenirdik.

üç-beş metrekare alanda yüzlerce hayat gelir geçerdi apansız.

nerede bildiri, dergi dağıtılacak?

hangi akşam nerede sohbet, toplantı yapılacak?

her şeyin bilgisi orada olurdu.

kitapevi değildi, altı üstü fotokopi dükkanıydı ama, koca bir üniversite gelir giderdi, gün boyu…

3.

“üniversitelinin sesi”, bizden öncekilerin emanetiydi.

bizden sonrakilere emanet etmiştik.

her satırına, her kelimesine aşk’ımızı katmıştık.

iki kişi deli gibi, okula bile gitmeden…

uzatmak pahasına …

“aşk” için “aşk” adına…

yeter ki: “âşık ölsün, aşk ölmesin” içindi.

4.

yüz elli iki kişiydik.

trabzon jandarma alay komutanlığında.

elli metrekareye yüz elli iki hayat sığdırmıştı “kalabalık omuz”larımız.

ayakta bile, uyuyacak kadar yer yoktu.

boynumuzdan asılı “suçlu” tabelalarıyla fotoğraf çektiriyorduk.

hiç kimse “gülümseyin” demiyordu oysa…

5.

beylikdüzünden cerrahpaşa’ya gelmiştik.

“aşk orada” demişlerdi.

hastanenin avlusunda yüzlerce “ben”, oturduk.

çelik kaplı robotlarla çevrili etrafımız.

bir cuma namazı sonrasında allah’ı aradık cerrahpaşa’da.

“burada yok” dedi üniformalılarımız.

haseki’ye kadar koşarak ve söverek kaçtık.

edebiyat fakültesinin önünde sokak arasına, oturduk kaldırımlarda…

hiçbir şeyden haberimiz yok gibi davrandık...

nefeslerimizi sakinleştirmeye çalışıp birer sigara yaktık.

polis gelip geçti yanımızdan…

pis pis sırıttık …

6.

önde bir yüzbaşı, hemen arkasında bir asteğmen.

beyazıt’ın avlusunda oturan başörtülü kızlar.

kırmızı karanfilden elleri...

asteğmen, sol göğüs cebinden düdüğünü çıkarıyor önce..

sağ işaret parmağında sallayarak ilerliyor.

yerden kırmızı bir karanfil alıyor sonra…

sarıyor düdüğünü karanfile…

yavaşça eğilerek bırakıyor, başörtülü kızların önüne .

gözyaşı ve alkış!

-asteğmenim!

-emredin komutanım!

hayat devam ediyor.

7.

abdi ipekçideyiz…

henüz, ölecek kadar yaşlanmadık!

8.

her şey “a” ile başlar.

alfabe’de, aşk’ta, anarşi’de..

nerede kalmıştık?

BİR AMERİKAN TİPİ MÜSLÜMANLIK ÖRNEĞİ: ANADOLU İSLAMI/ANADOLU İRFANI

  Amerikan Tipi Müslümanlık ( https://www.hertaraf.com/koseyazisi-ustun-bol-amerikan-tipi-muslumanlik-4347 ) yazısını yazmaya başlarken g...