Kayıtlar

Şubat, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ya Özür Dile ya da Canın Cehenneme!

Resim
28 Şubat’a az bir zaman kaldı. Kimimiz için unutulması gereken bir tarih 28 Şubat… Kimimiz içinse asla unutulmaması/unutturulmaması gereken bir tarih. Unutalım diyenler eski günahlarının üzerini örtmek isteyenler, geçmişlerinden utananlar ama özür dilemeyi becerebilecek kadar namusu olmayanlar. Unutalım diyenlerin bir kısmı da yaptıklarından utanmayacak kadar arsız olanlar. Unutturmak istemeyenlerse 28 Şubat’ın acısını eşiyle, çocuklarıyla; okuluyla, sosyal yaşamıyla omuzlarında hala hissedenler. 28 Şubat 2011’den, 1997’nin 28 Şubat’ına bakınca uzunca bir film şeridi geçiyor gözlerimin önünden. Ben ki, o sürecin bir kısmında öğrenci, bir kısmında çalışan, bir kısmında askerdim. Yaşadıklarım hissettiklerim, lain sürecin çok azına tekabül eder. Birde benim gibi tuzu kuru olmayan, başörtülüler var ki asıl bedel ödeyen onlar oldular. Okul önlerinde, hastane bahçelerinde kamu dairelerinde aşağılanmaktan, kovulmaktan göz göre göre ölüme yollanmaktan daha ağır ne olabilir? Hepsini yaşadılar....

KIBRIS / FİLİSTİN ÜZERİNDEN İKİYÜZLÜLÜĞÜN RESMİ

Resim
İlginç şeyler oluyor, gerçekten ilginç şeyler. Daha bir ay önce Mısır’da halk ayaklanacak, Hüsnü Mübarek devrilecek dense hangimiz inanırdık. Veya ortalama Anadolu insanı 40-50 yıl önce kan dökerek katliamdan kurtardığını düşündüğü Kıbrıs Türkü’nün bugün has…ir diye pankart açacağını akledebilir miydi? Oluyor işte… Bazen hayat apansızın çırılçıplak bırakıyor gerçek karşısında. Kuzey Kıbrıs’ta o pankart açılıp ardından da Başbakan Erdoğan’ın “besleme” yanıtı geldiğinde düşmüştü aklıma… Aslında Başbakan daha o pankart açılmadan aylar önce adadaki maaşların yüksekliğine dikkat çekmiş, “Yan gelip yatıyorlar”a benzer ifadeler kullanmıştı. Ama Kıbrıs sorunu bizler için aslında bu kadar kısa vadeli değil. Askerliğini bir şekilde Kıbrıs’ta yapmış olanlarımız yerli Kıbrıs Türkü’nün, Türkiye’yi işgalci gördüğünü zaten anlatıyordu. 1965’ten sonra Türkiye’den Kıbrıs’a gönderilip yerleştirilen Türklerle, Kıbrıs’ın yerli ahalisi arasında bir sınıf farkı ve mücadelesi olduğu da biliniyordu. Hatta yer...

YOLLAR VE KUŞLAR

Resim
Çocukluğum yol kenarlarında hayvan otlatarak geçti. Yollar asfalt değildi o zamanlar. O zamanlar şimdiki gibi bin bir çeşit araçta bulunmazdı yollarda. Ford minibüsler uzak ve yakın köylere yolcu taşırlardı. Mesafe yakınsa günde birkaç kez ve mümkün olduğunca okul saatlerinde… Uzaksa sabah akşam bir kere. Minibüsü kaçırdıysanız yakın akrabalardan kalacak bir yer ayarlamanız gerekirdi: ne ki bırakın yakın akrabaları, akraba olmayanların evinde kalmak bile, hiç zor olmazdı. Bu tek tük araçların geçtiği yol kenarlarında en büyük oyunumuz araç-plaka oynamaktı. Herkes bir plaka tutar ve sonra geçen arabaların plakaları sayılırdı. Kimin tuttuğu plaka daha çok geçmişse o kazanırdı. Ve bu oyun akşama kadar sürerdi zira akşama kadar ancak 15-20 araç geçmiş olurdu. Ben genelde DR veya DD plakalı araçları tutardım… Çünkü şimdiki neslin hiç bilmediği “NAFA” araçları genelde DD, DR plakalı olurdu. Yol kenarlarında dolanırken bir gün yolcu otobüslerine binebilmeyi hayal ederdim. Uzak yerlere gideb...