BOSNA GÜNLÜKLERİ -7
14 Şevval 1447 / Pazar / Karadağ / Podgoritsa
Podgoritsa.
Karadağ’ın başkentiymiş burası. Her
başkent kadar soğuk.
Neyse ki burada da Old City varmış ama
biraz tırt anladığım kadarıyla.
Gördükten sonra etkileyici bir şeyi
varsa yazarım elbette.
Ama siz şimdilik KENTPARK’a, CEPA’ya
gidin en iyisi.
Kaleme kağıda yazık!
Ya da gitmeyiverin oturun evinizde.
14 Şevval 1447 / Pazar / Karadağ / Birkaç Saat
Sonra
Old City iyiymiş aslında!
Yeni Şehirden çıkıp Eski Şehirde biraz
zaman geçirince insanın beynine kan gitmeye başlıyor.
Denize -0- bir kale, bir yarımada ve
onu çevreleyen surlar…
Biliyorsunuzdur ama taş çok değişik
bir ruh katıyor yapıya.
Eğer bir de taş ve ahşabın uyumunu
yakalayabilirse şehir, o şehir şehir olmuş demektir.
Ama aynısı Yeni
Şehir için de geçerli!
Old City nasıl
güzel olmuşsa, Yeni Şehrin istila ettiği komşu alanlar bir o kadar olmamış.
15 Şevval 1447 / Pazartesi / Sırbistan-Belgrad
Sırbistan’dayız.
İnanmayacaksınız
ama canım hiç küfretmek istemiyor!
Benim canım
küfretmek istemiyor diye siz şeyapmayın, çekinmeyin.
Diliniz korkak
alışmasın.
Sövün!
Yapabileceğiniz başka hiçbir şey yok çünkü.
15 Şevval 1447 / Pazartesi / Belgrad
Knez Mihailova
caddesindeyiz. İstanbul’un İstiklal Caddesi gibi düşünün.
O kadar kalabalık,
o kadar şen şakrak…
Adım başı sokak
müzisyenleri, ressamlar, el ürünleri satanlar, protestocular…
Dil yabancı
olmasa İstanbul’da olduğunuzu düşünebilirsiniz.
Ve şehrin en
büyük, en canlı, en hareketli caddesinde ‘Çetnikler’ sizi bu fotoğrafla karşılıyor!
Sırp ülkücüsüne
‘Çetnik’ deniyor bu arada!
Herkes durduğu
yeri bir kontrol etsin şimdi, hemen!
Sırp’sınız.
Çetnik’siniz.
Anladık!
Ama ülkenin en
büyük, en canlı caddesine bu fotoğrafı yerleştirirseniz insan değilsiniz!
Gerçekten insan
değilsiniz.
‘Balkanlarda
soykırıma uğrayan tek halk Sırplar’mış.
Sizin ben…
6 Nisan 2026 / Salı / Ankara
Uyudum, uzun uzun
uyudum ve uyandım.
Yorgunluğum hala
geçmemiş.
Daha kahvaltı
yapmadan kendimi Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü karıştırırken buldum.
Bosna ve Kastamonu
saat kulelerini görüp, hayranlıkla hatırladıktan sonra elime alabileceğim tek
kitap buydu herhalde.
Tanpınar’ın
kafasının karışık olması (Evet, Tanpınar’a kafası karışık dedim! İtirazı
olan?), gelgitleri saatlerle belki de en uygun ruh halini hissettiriyor.
Ne seküler
olabilmiş, ne geçmişini-kimliğini tam olarak koruyabilmiş bir isim Tanpınar.
Ve belki de bu
yüzden ve belki de kafası karışık olduğu için Saatleri Ayarlama Enstitüsünü o
yazmalıydı.
Bir çeşit günah
çıkarma ritüeli bu!
Kafası karışık
olmasında siyasetçi olmasının yanı sıra; koltuğunun, o çok sevdiği seküler itibarının
sallanmamasına gösterdiği nezaketin de payı vardır elbette!
Dikkatinizi
çekmiştir. Bosna’da yazdığım günlüklerin tarihleri hicri idi.
Türkiye’ye
döndükten sonra yazdıklarım miladi!
Neden?
İşte öyle.
Herkese hak
ettiği kadar…
6 Nisan 2026 / Salı / Ankara
Akşam oldu,
olacak.
İçimde Murat
Göğebakan söylüyor: Kalbim Yaralı
İçinizden yüksek
sesle siz de söyleyin.
Bütün
yaralarımızı affet Tanrım!
6 Nisan 2026 / Salı / Ankara/ Gece Yarısı
İçim soğumadı!
Bazı gerçekleri
zaman zaman hatırlatmakta fayda var.
Mesela şu önemli:
Dünyanın
gelmiş-geçmiş en iyi tenisçisi İsviçre’li Roger FEDERER’dir
Sırp Çetnik Novak
DJOKOVİC, bırakın FEDERER’e rakip olmayı, FEDERER’in kirlilerini ancak taşır.
Getirini götürünü
yapar.
O da FEDERER müsaade ederse!
Bitti.