18 Mayıs 2026 Pazartesi

BOSNA GÜNLÜKLERİ -6

 


13 Şevval 1447 / Cumartesi / Karadağ / Tiva /Sabaha Doğru

 

Gece Karadağ’a geldik. Tiva’dayız.

Uzun ve yorucu bir yolculuktu. Bir o kadar da keyifli aynı zamanda.

Saat epeyce geç oldu. Ama bu gece de uyku bizimle beraber değil.

Şehir merkezinde bir yerde kalıyoruz.

Ve dışarıdan, çok da uzak olmayan bir yerden çakal sesleri geliyor.

Şaka gibi, rüya gibi ama değil.



 

Karadağ’dayız ama yazının adı Bosna Günlükleri hala. Karadağ çok zorlarsak Bosna Hersek’in kasabası olur ancak.

Herkes rütbesini bilecek!

Sırbistan da öyle mesela.

Bosna’nın gecekondusu ancak olabilir Sırbistan. O da Bosnalılar lütfederse.

O kadar bile etmez bence.

Her neyse…

 

13 Şevval 1447 / Cumartesi / Karadağ /Öğleden Önce

 



Tiva’da küçük bir tur.

Burada zaman harcamaya gerek var mı bakacağız. Sanki hiç beklemeden gitsek de olur.

Kotor ve Budva varken hemen uzaklaşsak buradan bir şey kaybetmeyiz.

Karadağ’da nüfusun yüzde 40’ı Sırp, 45’i Karadağ’lı geri kalanı ise Müslüman ve Boşnaklardan oluşuyormuş.

Karadağ’lı ve Sırp…

Ne farkları var acaba? Bence yok. İki akraba grubu.

 

13 Şevval 1447 / Cumartesi / Karadağ / Kotor /Öğleden Sonra

 

Kaçtık Tiva’dan. Kotor’dayız.

Kotor bir çeşit zamanda yolculuk sunuyor size.

Modern yapılardan sıyrılıp Old City’ye girdiğinizde zamanda yolculuk da başlıyor.

Her ne kadar restorasyon izleri belli olsa da, şehrin özellikle eski şehrin dokusu ve mimarisinin korunduğunu hissedebiliyorsunuz.

Tabii öyle olunca eski şehrin şehirleşme yanlışları da korunmuş.

İki kişinin yan yana geçemeyeceği sokaklar Mardin’in daracık sokaklarını hatırlatıyor.

İyi mi yapmışlar imar hatalarını muhafaza ederek, evet!

Bir binanın cephesine diğer bina bodoslama dalmış sanki.

Çaptan yanaşmış bina komşusuna.

Bunu da korumuşlar.

O da güzel olmuş.

Demek ki, imar ve mülkiyet sorunları modern bir problem değilmiş.





Yüzlerce yıl önce de insanlar mülkiyetle ve şehir idaresiyle ilgili sorunlar yaşıyorlarmış.

Şaşırdınız değil mi?

 

Eski şehirden çıkıp beton binaların arasına girince şehrin Old City’de nefes aldığını hissedebiliyorsunuz.

Boğulur gibi olduğunuzda hemen Old City’ye.

Biraz nefeslenmek iyidir.

 

13 Şevval 1447 / Cumartesi / Karadağ / Budva

 

Modern –Betonarme yani- şehirlerin betonarme kirliliğin arasından yol alarak Budva’ya geliyoruz.

Daha iki şeritli yollarını bile çözememiş bir ülke Karadağ.

Budva’yı yukarıdan seyrettik yol boyunca.

Güzel bir manzara eşliğinde keyifli bir yolculuktu.

Geldiğimiz günden bu yana Balkanlarda bu kadar yoğun bir beton kirliliği görmemiştik.

Neyle karşılaşacağımıza dair korkmadık diyemem.

Çok şükür ki Budva’da da Eski Şehir varmış.

Denizin kenarında korunmuş bir vaha.

Uzaklaştığınızda sizi boğan şehir Eski Şehir’e döndüğünüzde sizden özür diliyor sanki.

Kusura bakmayın genç çocuklar, yeni nesil…

Ama eski Budva burası, siz onları hoşgörün der gibi.

Eski Şehir özür diliyor sizden.

Dilesin de zaten.

 

Karadağ denilince önünüze düşen o fotoğraf var ya.

O çok gösterişli ada.

Sveti Stefan adasındayız.

Daha doğrusu kapısındayız. Çünkü adanın kapısı kapalı!

Adanın kapısı mı olur diyeceksiniz. Evet var ve üstelik kilitli.

Otopark ücreti ödeyerek girdiğiniz bir mekanda sizi kilitli bir kapı karşılıyor.

Kapıya ve kilidine bakıp ayrılıyorsunuz oradan. Hayır sizi kovmuyorlar.

Metal bir kapıyı ve üzerindeki kilidi seyretmek istiyorsanız orada saatlerce kalabiliyorsunuz.

Karadağ’lılar bu konuda çok anlayışlılar sağolsunlar! 

Karşımızda devasa bir taş yapı mevcut. Binanın pencereleri bile kapatılmış.

Adaya ilişkin hiçbir şey göremeden ayrılıyoruz buradan.

 

Karadan öyle en azından.

Adaya teknelerle ulaşım sağlanıyormuş.

Karadağ’ın Arap, İngiliz, Amerikan, Rus milyarderlerin yat gözdesi olduğunu düşününce burada neler oluyor diye düşünmeden edemiyorsunuz.

Ama fotoğrafları bu kadar güzel olan bir ada, bir ülkeyi nasıl zehirliyor gelin de görün.

 



Bosna’da en büyük hayal kırıklığımın Balakay tekkesi olduğunu söylemiştim.

Haksızlık etmişim, geri alıyorum.

Bu gezinin en büyük hayal kırıklığı Sveti Stefan adası.

Büyük reklam, çok büyük piar ve unutulmaz bir Hayal kırıklığı.

 

Ben hayal kırıklığı dedim ama Ayşenur’un yorumu daha sert.

Adaya girişin kapatılması, camların, pencerelerin bile kapalı olmasına eşimin yorumu şu:

‘Epstein Adası gibi. Duvardan başka görebileceğiniz hiçbir şey yok.

Sanki Epstein’giller için kapatılmış, ulaşımı sadece zenginler için denizden planlanmış, gizemli ve gizemli olduğu kadar da sevimsiz.’

Evet, gerçekten de içeride pis şeyler oluyor diye düşündüğünüz karanlık bir şey var karşımızda!

 

 

Hiç yorum yok:

BOSNA GÜNLÜKLERİ -6

  13 Şevval 1447 / Cumartesi / Karadağ / Tiva /Sabaha Doğru   Gece Karadağ’a geldik. Tiva’dayız. Uzun ve yorucu bir yolculuktu. Bir ...