Kayıtlar

Nisan, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KARŞI DARBE

Resim
Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta millet egemenliği ilkesi olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, uzun yıllardır devam eden bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir. Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden devletimizin bağımsızlığı ile milletimizin birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli ve dini bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini ve milli duygularını istismar etmekten çekinmemekte, milletimize açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları laiklik ve Atatürkçülük kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların, küçük çocukların ve militarist “memur”ların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğü...

12. AYAK

Ergenekon aylardır ana gündemimiz, seçim aralığında bile önemini kaybetmeyen, hatta seçimin Ergenekoncularla Ergenekon karşıtları arasında yaşandığı izlenimi verilen bir süreç. Belkide AK partinin beklenenden daha az oy kaybetmiş olması bu propaganda ve iletişim savaşının sonucu. Ergenekon davası üzerine taraflar bugüne değin olur olmaz şeyler yazdılar. Taraf olma eğilimi ve tarafını masum gösterme gayretiyle yazılan bu yazıların ne kadarının doğru olduğu tartışılır. Ve üstelik bu doğruluk esası her iki yandaş medya içinde geçerli! Bu yandaşlık haber alma özgürlüğümüzün ırzına geçse de biz buna zaten alışığız! Türkiye’de basına ilişkin genel kanaat izleneceği, okunacağı ancak asla güvenilmeyeceği yönünde… Ergenekon’a ilişkin operasyon Ümraniye’de bir gecekonduda silah ve mühimmat bulunması ile başladı. Hemen ardından da yazılı ve görsel basın üzerinden “içeriden” bilgi aktarıldı. Bilgi aktarma kaynaklarına ilişkin farklı senaryolar söz konusu olduysa da bilgilendirilenler için bir ihti...

SİVİL VE ÖZGÜRLÜKÇÜ BİR ANAYASA İSTİYORUZ!

Resim
09.04.2009 29 Mart yerel seçimleri yurttaşların taleplerini ortaya koyması açısından önemli veriler sunmaktadır. Seçmen son üç seçimde sınırsız destek sunduğu AK partiden artık sivil ve demokratik bir anayasa beklemektedir. AK parti seçmenin değişim ve özgürleşme taleplerine karşılık verdiği için 2002 yılında iktidar olmuştu. Bu tarihten 29 Mart seçimlerine gelinceye kadar AK partinin yavaş yavaş değişim ve özgürleşme taleplerinden uzaklaştığı gözlenmektedir. Ülkedeki demokratik muhalefet boşluğu mazeret olarak öne sürülse de sorun sadece muhalefet boşluğu değil, Ak partinin statükonun saflarına yaklaşmasıyla da ilgilidir. Gelinen noktada alınan yüksek oy oranı, muhalefet boşluğu ve sistemle hemhal olma eğilimi AK partiyi rehavete sürüklemiştir. AK partinin oylarındaki göreceli azalma seçmenin sivilleşme ve demokratikleşme taleplerinin siyasal iktidarda karşılık bulamamasının tezahürüdür. Ve uyarı niteliğindeki bu so...

yeryüzü’ne, isyan’a, eylem’e ve aşk’a…

yeryüzü’ne… aklıma ilk gelen ve nedense hiç gözlerimin önünden gitmeyen bir sahne, ne zaman Kudüs dese nurettin şirin, içimde acıyan bir yerler var. söylemesi ne kolay, sadece ilk kıble değil, “başkentler başkenti”dir Kudüs. herkesin bir ana dili, bir kültür dili, birde resmi dili olurmuş. başkentler için de geçerliyse bu söz, ben bütün başkent haklarımı Kudüs için kullanıyorum. portakal bahçelerinden, limon ağaçlarına siyonist lekesi taşısa da ülkemin toprakları… tecrit edilse de metrelerce yükseklikte, beton duvarlarla… o sahne demiştim ya… işgalci askerlerin bir tarlada, taşlarla kollarını kırdığı Filistinliler gelir hep aklıma… şimdi o çocuklar büyümüş müdür, sağ mıdır hala… dünya yerinde durdukça ve insan var oldukça vicdanıyla… yeryüzü özgür Filistin’e gebe… isyanın diyarına… isyan’a… bilerek isyan, teslim olarak… insana dair bütün suçlar benim. inkar yok aklımda, eskiden olsa belki reddederdim. kolluk güçleri, korkuturdu belki: Rachel’i görmeseydim. Rachel’den utanç kaldı sadece...