Kayıtlar

Ağustos, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

“KUR’AN KURSLARINDA YAŞ SINIRI KALDIRILSIN!” İMZA KAMPANYASI

Resim
28 Şubat darbe sürecinde Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Kanununda değişiklik yapılarak Kur’an kurslarına katılabilme yaşı 12’ye çıkarılmıştır. Bu düzenleme yapılırken pedagojik bilgiye dayanılmamış sadece emir komuta zinciri içerisinde toplumun inançlarıyla savaşılmıştır. Bu sorumsuz uygulamaya karşı vefatından hemen önce Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Muhsin YAZICIOĞLU kanun değişikliği teklifi vermiştir. Söz konusu değişiklik teklifi yeni yasama yılı açılışıyla birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülecektir. Kur'an kurslarına ancak ilköğretimi bitiren çocukların gidebilmesini öngören 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Kanununda değişiklik yapılması için TBMM Başkanlığına sunulan değişiklik teklifi metninde: "Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Kanununun Ek 3'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının 'İlk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri dışında Kur'a...

“NECASETTEN TAHARET”

Resim
Dört Ağustos tarihinde Star Gazetesinde Bekir Berat ÖZİPEK imzasıyla “Milli görüş ve 'necasetten temizlik'” başlıklı bir yazı yayımlandı. Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Sayın Numan KURTULMUŞ’un “Kürt açılımını doğru bulmuyorum, kapalı mıydı ki açalım” sözleri üzerine kaleme alınan Milli görüş hareketinin yayın organı hükmündeki Milli Gazete’de yayınlanan bazı yazılara atıfta bulunulan yazıda kısaca “Necasetten Temizlenin” deniliyordu. Sayın Kurtulmuş bu sözlerin hemen ardından yanlış anlaşıldığını beyan ederek sözlerini düzeltmiş, Bekir Berat ÖZİPEK’te düzeltme metnine de yer vererek eleştirilerini sıralamıştı. Milli Görüş hareketinin Ergenekon operasyonunda mesafeli tutumu yeni değil! Önceleri -her ne kadar zaman zaman yüz güldüren çıkışlar olsa da- genelde soruşturmayı hafife alan veya teğet geçen bir tutum göze çarpıyordu. Bu tutumda şüphesiz iki kalemin önemli payı vardı. Biri akademisyen Hasan ÜNAL diğeri Afet ILGAZ… Hasan Ünal ilginç şekilde Milli Gazete ile birlikte ...

BİZDE HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ!

Resim
Vakit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak’a, Deniz Kuvvetleri Eski Komutanı Güven Erkaya’nın ölümü üzerine beyan ettiği ”Hakkımı Helal Etmiyorum” temalı sözlerinden dolayı yakınlarınca dava açılmış ve yargılama sonucunda Dilipak’ın evi icra yoluyla satılmıştır. Gazetecilerin, düşüncelerini ifade edebilmelerinin temin edilmesi hukuk devletinin başlıca ödevidir. Herhangi bir hakaret içermeyen ve kişisel tasarrufları beyan eden bu görüşlerden dolayı bir gazetecinin madden ve manen cezalandırılması ifade hürriyetinin bizzat yargıcılar eliyle kısıtlanması anlamına gelmektedir. Özgür düşüncenin ve ifade hürriyetinin önündeki bütün keyfi engellerin kaldırılması, özgür ve demokratik bir ülke-yurttaş ilişkisinin vazgeçilmez şartıdır. Bu şartı yerine getirmek ve tesis etmek kamu otoritesinin görevidir. Anayasal sisteme karşı hukuk dışı oluşumlar içerisinde olanlara, seçimle işbaşına gelen iktidarları devirmek için karanlık odalarda planlar yapanlara; 28 Şubat darbesinde hakları çiğnenen, aşağıl...

URUMÇİ’DE “ÇİN İŞKENCESİ”

Resim
Doğu Türkistan’da bir Çin fabrikasında Çinli bir işçinin işine son verilir. Fabrika bir süre sonra işgücü açığını kapatmak için yaşları 15–20 arasında değişen ve nedense güzel olmaları ön şart olan 150 civarında Uygur kızını işe alır. İşten atılan Çinli bir süre sonra fabrikaya dönerek iş bulamadığını ve eski işine dönmek istediğini söyler. Fabrikanın yöneticileri Uygur Türklerinden daha ucuz işgücü ile işçi çalıştırdıklarını söyleyerek Çinli işçiyi kovarlar. Çinli işçi kendisi gibi Çinli olan birkaç arkadaşını da yanına alarak fabrikanın bu tavrının intikamını iki Uygur kızına tecavüz ederek alır! Bunun üzerine fabrikanın Uygurlu çalışanları ile Çinli işçiler arasında çatışma çıkar ve 273 Uygur Türkü öldürülür. Tarih 26 Haziran 2009’u göstermektedir. Uygur Türkleri Çin hükümetinin fabrikada yaşanan katliamı tarafsız ve adil şekilde değerlendirmesi için bir süre beklerler. Ancak, Çin ırkdaşlarından yana bir tavır sergileyerek olayın üzerini kapatmaya çalışır. Bunun üz...

BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI'NA

BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI’NA ANKARA Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı Oğuzlar Mahallesi 1366. Sokak No:3 Balgat-ANKARA İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın kamuoyunda katsayı düzenlemesi olarak bilinen YÖK kararının iptali için Danıştay’a başvurmuştur. Adı anılan şahsın bu başvuruya ilişkin sorulara 'Eşitlik, eşit insanlar arasında olur' şeklinde yanıt verdiği de yazılı ve görsel basından bilinmektedir. Söz konusu şahsın İstanbul Barosu Başkanı olması ile kullandığı hukuk dışı dil ve söylem çelişki oluşturmaktadır. Bu nedenle aşağıdaki soruların yanıtlanmasını ve yazılı olarak tarafımıza iletilmesini dilerim. Saygılarımla. Üstün BOL Mazlumder Ankara SORULAR 1. 1. Adı anılan şahıs kayıtlarınıza göre İstanbul Barosu Başkanı mıdır? Eğer Baro Başkanı ise geçerli oyların ne kadarını alarak seçilmiştir? 2. 2. Kayıtlarınızda adı anılan şahsın diploması bulunmakta mıdır? Eğer bulunuyor ise ibraz edilen diploma üzerinde herhangi bir kazıntı, ...

NATALIE BRACHT VE ÇOCUKLARI İÇİN ACİL EYLEM ÇAĞRISI

Resim
Alman asıllı bir İngiliz vatandaşı olan Natalie BRACHT’ın, Yahudi asıllı eşinden boşanmasıyla başlayan ve önce İngiliz hükümeti ardından da alman hükümetinin baskıları sonucunda 5 çocuğundan ayırılması ile sonuçlanan süreç batı’nın Müslümanlara yönelik çifte standardına yeni bir örnek teşkil etmektedir. Alman hükümetinin psikolojik rahatsızlık bahanesiyle anne ve beş kızını ayırması, Natalie BRACHT’ın çocukları ile Haftada bir defa, kızlarından her biriyle sadece beş dakika süreyle ve bir görevlinin denetimi altında görüşmesine müsaade ediliyor olması, Her 4-7 haftada bir kere, kızlarından biriyle sadece 20 dakika, iki gardiyanın refakati altında görüştürülmesi kabul edilemez bir insan hakkı ihlalidir. Çocuklar ile annenin yaptığı telefon görüşmeleri kayıtlarında çocukların ağlayarak annelerini istemesi buna rağmen alman yetimhanesindeki gardiyanların! Suç bastırır gibi Natalie’yi dikkatli konuşması için uyarmaları ve tehdit etmeleri tipik bir nazi soğukluğudur! Almanya’da anne ve çoc...

ALİYA...

Komutanımız askerlerini selamlıyor...

ULUSLARARASI gAF ÖRGÜTÜ!

Resim
Irene HAN! Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri… İnternet haberlerinde okuduğumuza göre Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA)’da konuşmuş hanımefendi ve başı örtülülere bol bol mavi boncuk dağıtmış… Demiş ki: "Devletin sorumluluğu, bir kadına ne giyeceğini seçmesi konusunda bir düzenlemeye gitmek değil, ona, bu seçimini herhangi bir zorlama ya da şiddete maruz kalmadan yapabileceği bir ortamı sağlamaktır" Bu kadar da değil, devam etmiş: "Bu bir ifade özgürlüğü meselesi. Bir kadının başörtüsü takmayı ya da takmamayı seçme hakkı vardır. Devletin sorumluluğu, kadına ne giyeceğini seçmesi konusunda bir düzenlemeye gitmek değil, ona, bu seçimini herhangi bir zorlama ya da şiddete maruz kalmadan yapabileceği bir ortamı sağlamaktır. Bu hem benim, hem de temsil ettiğim kurumun görüşü. Kadınları başörtüsü takmaya veya Suudi Arabistan ve İran'da olduğu gibi vücutlarını örtmeye zorlamak ne kadar yanlışsa, onlardan, Türkiye'deki kurumlarda ya da Fransa'...