Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hilâl Kaplan İçin Buluşan Kadınlar: Buluşan Kadınlar Olarak Habervaktim'i Kınıyoruz!

Hilâl Kaplan İçin Buluşan Kadınlar: Buluşan Kadınlar Olarak Habervaktim'i Kınıyoruz! : Bir süredir Habervaktim sitesinin Hilâl Kaplan’la ilgili karalama kampanyasına maruz kalıyoruz. Habervaktim'in bu kampanyası yıllardır de...
ŞAŞIRTICI OLAN NE? Gaziantep saldırısı pek çok açıdan ilginç bir zamanlamaya sahne oldu. Bir yanda Suriye’de yaşanan iç savaş ve bu iç savaşa ilişkin Türkiye- Suriye- İran arasında kopan ilişkiler; diğer yanda PKK’nın Şemdinli saldırıları ile start alan “cephe savaşı ” stratejisi çok ihtimalli bir saldırıyı ve dolayısıyla bir kafa karışıklığını birlikte getirdi. Görünen bu iki aktörün dışında Suriye meselesiyle ilintili veya ilintisiz başkaca aktörlerin bölgedeki muhtemel hesapları doğal olarak akla getirilmedi bile. PKK’nın Şemdinli’de ilçe merkezini ele geçirmek için giriştiği ve gerek hazırlanışı gerekse sonuçları itibariyle ancak bir “fantezi” olarak değerlendirilebilecek bu kalkışma örgüte yüz’lü rakamlarla ifade edilen kayıplar getirdi. Ancak örgüt bu kayıplara rağmen “yıkılmadım, ayaktayım” dercesine Şemdinli saldırısıyla eş zamanlı olarak bölgede yol kesmelere, insan kaçırmalara devam etti. Yetmedi büyük zayiat verdiği belirtilen Şemdinli’de ilçe merkezinde/sivil alanda...

Kerem'e Ağıt

Ardımda hiçlik dereleri Önümde varlık gülleri  Ellerim Kerem’in elleri Uzaktan çocuk haberleri Dediler ki Kerem ölmüş Güzellikler deren ölmüş Canımın bağı oğlum Kalbimin ağı oğlum Acının dağı oğlum Derdin otağı oğlum Yel eser ağu oğlum Önümde duran ova Bir kan çanağı oğlum Gökyüzü boydan boya Hüzün ırmağı oğlum Senin güzelliğinden Yerler ağmalı oğlum Hasretin inceden akan su gibi İçimi doldurup taşırır gibi Her adımda kurulu bir pusu gibi Deniz diplerinin yosunu gibi. Dereler tepeler çağlıyor oğlum. Rabbim aramızda gizimiz var Bir sandık içinde çeyizimiz var Uzar mahşeredek dehlizimiz var Batan günlerde akar güzümüz var Ağaçlar dallarını eğiyor oğlum Cennetin güzel çocuğu Gözleri gül tomurcuğu Yavruların yavrucuğu Unutma şu babacığı Şu babacık gönlünü dağlıyor oğlum Özden harabeyim ben Onulmaz yareyim ben Kendime çareyim ben Kerem’im divaneyim ben Aleeddin ÖZDENÖREN

SÖZ KONUSU MÜSLÜMANLAR OLUNCA, SESSİZLİK!

Resim
İfade hürriyeti, üzerine çok konuşulan alanlardan biri. Yazarlar, çizerler, sanatçılar, engellendiğini düşünenler sadece Türkiye’de değil dünyanın neredeyse bütün ülkelerinde yasaklanmalarına, engellenmelerine ilişkin söz söylüyorlar ve eylem yapıyorlar. Çoğunlukla bu kesimler seslerini duyurabilecek iletişim kanallarına sahipler ya da seslerini çıkarmalarına yetecek kadar politik, sosyal alanın bir parçası durumundalar. Bu kesimler bir şekilde haksızlıklara karşı mücadele edebilme alanları oluşturabilirken, toplumun başka bir kesimi tüm engellenmişliklerine rağmen bu mecralardan olabildiğince uzaklar. İsim yapmış kişilere yönelik ihlallerde kampanyalar düzenleyen, gösteriler tertip edenler sokaktaki insanların kısıtlanması ve yasaklanması durumunda ise bir o kadar sessizliğe bürünüyorlar. Söz konusu ihlaller Müslüman bireylere yönelik olduğunda ise sessizlik iki katına çıkabiliyor. Bu durumda genel argümanlar, bu bireylerin “zaten iktidar”da oldukları, “kendilerinden olan bakanları...

Barış yeniden mümkün mü?

İlk insandan günümüze kadar insan ırkı sürekli bir çatışma ortamında yaşadı. İnsanların çoğalması, yeryüzüne dağılması farklı coğrafyalarda farklı kimliklerin, ırkların, dinlerin tesisiyle birlikte; küçük çaplı anlaşmazlıklardan ırklar, kültürler, dinler arası büyük çatışmalar zamanına geçildi. Dünya, imparatorluklar döneminde yaşanan işgal ve fetih amaçlı savaşlardan, birinci ve ikinci dünya savaşları gibi endüstrileşmenin getirdiği ekonomik paylaşım savaşlarından sonra zirvesini 11 Eylül saldırılarından sonra bulan İslamifobik bir başka kültürel, sosyal ve fiili savaş ile karşı karşıya kaldı. Bu savaşta 11 Eylül sembolik bir anlama sahiptir. 11 Eylül saldırılarını kimlerin gerçekleştirdiği halen açıklığa kavuşmamış olsa bile 11 Eylül, İslam dünyası dışında kalan büyükçe bir dünyanın islamifobik tutum ve davranışlarını gizlemeye ihtiyaç duymadan ortaya koymaya başladığı bir dönüm noktası tarih olmuştur. Asya’nın merkezinde Filistin topraklarında 65 yıldır bütün ilahi ve modern huku...

Yeni Anayasa: Yeni Paradigma

Yeni Anayasa, Yeni Paradigma     İmparatorluklarla ulus devletleri birbirinden bariz şekilde ayıran bir şey varsa bu da korkuları olmalı! İmparatorluklar var olmalarını çok kültürlü, çok dinli yapılarını barış içinde bir arada tutmaya borçlu iken, ulus devletler var olmalarını insanlarını tek tipleştirmeye, birbirine benzetmeye, farklılıkları asimilasyon yoluyla “mamul ürün”leştirmeye borçlu olmalılar. İmparatorluklar ilk tehdit ve düşman olarak dış güçleri değerlendirirken, ulus devletlerde ilk düşman/tehdit iç kuvvetlerdir. Bu nedenle imparatorluklar -daha büyük düşündükleri için- iç huzuru güçlü olmanın ve “dış düşman”a karşı her zaman hazır olmanın formülü olarak kullanırken, ulus devletçiler terbiye edilmeleri gereken ilk tehdit olarak ülke içindeki farklılıkları görmüşlerdir. Bu, imparatorlukların insan merkezli bir devlet yapısına sahip olduğu anlamına gelmez elbette. İmparatorluklar da tıpkı ulus devletler gibi zamanı geldiğinde “çıban başlarını” ezmeyi ve hadd...

ALLAH DİLERSE MEHMET SILAY’A İSKİLİPLİ’NİN MEZARINI BULDURUR

Resim
1994 Yılı olmalı. Ev’le aram bozuk, derslerim kötü, okula gittiğim yok, kafam dumanlı, beş parasızım. Her şey üstüme üstüme geliyor sanki. ‘Kelebekler Sonsuza Uçar’ diye bir film çekmiş Mesut Uçakan. Milli Gazetede okuduğumuz satırlardan hatırlıyoruz İskilipli Atıf Efendi’yi. Köksal abi filmi Trabzon’a getireceğini söylüyor. O vakte kadar yapılmış bir şey değil bu. İnanamıyoruz, hayal gibi geliyor, ama oluyor işte. Hem de öyle bir oluyor ki ortada ne bir sözleşme var, ne bir anlaşma. Güvene dayalı bir iş bu. Film gösterime girecek izlenecek, gelirin şu kadarı yapımcıya gidecek Hoş, senet sepet isteseler kim nasıl verecek, yok öyle bir şey. Filmin afişleri geliyor, süslüyoruz Trabzon’u, Kalkınma mahallesine asıyoruz Üniversiteye yakın diye. Kredi Yurtlar’da her odaya el ilanı bırakıyoruz. Davetiye bastırıyoruz, yurtlarda, okulda her yerde satıyoruz, esnafı dolaşıyoruz. Derdimiz ne? Kah yarı dolu salona, kah boş koltuklara oynuyor film. Ama olsun, çıkan ağlayarak terk ediyor salonu, bizd...

Allah Büyük, İktidar Geçici

Resim
Yıl 1925 Türkiye Büyük Millet Meclisinde “Şapka Devrimi” görüşülmektedir. Meclisin Müslüman aza’ları şapka devrimine ilişkin tasarının Anayasa’ya aykırı olduğunu söylediklerinde büyük “atılgan” ve Adalet Bakanı M. Esat Bozkurt çok sert şekilde mukabele ediyor, adeta tehditkâr bir dille şöyle diyordu: "Hürriyetin nasibi, irticanın elinde oyuncak olmak değildir? Ülkenin çıkarlarına olan şeyler hiçbir zaman anayasaya aykırı olamaz, olmaması mukayyettir (belirlenmiştir)." Meclis buz kesmişti. Topal Osman ortalıkta dolaşıyordu. Aralık 1923’te Ali Şükrü Bey bu eşkıya tarafından katledilmişti. İrtica o gün de geçer akçeydi ve İrtica ile yaftalananlar başlarına ne gelebileceğini biliyordu. Bu şartlarda olanlar oldu, yasa meclisten geçti. Takvimler 25 Kasım 1925’i gösteriyordu ve aslında her şey yeni başlıyordu. Şapka devriminin tatbikiyle birlikte Anadolu’da Müslüman ahalide huzursuzluklar artmaya başladı. Rejim, muhalefet edenlere çok sert tedbirler aldı. Para cezaları uygulandı, us...