Kayıtlar

Ekim, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

FAZİLETMEAB!

Bizde milletvekilliği ile herzevekilliği birbirine karıştıranların sürüsüne bereket,,, İsmiyle gayri müsemma "fazilet"in son numarası Merve Hanım da bunlardan biri. Yalan dolan soygun talan konularında muhtemelen DYP ve ANAP'ı geride bıraktığı anlaşılan bu riyakarlar şimdi daha ilk günden hır çıkarmak üzere bu kızcağızı topun ağzına sürdüler. Merve Mekke yakınındaki tepenin adıdır. Yanılmıyorsam haccetme seremonisinde bir rolü vardır. Onun için mü'minler arasında hayırlı ve uğurlu telakki edilir. Ama bu bizim Merve'nin kendine hayrı ve uğru yok ki başkasına olsun. Benim anlamadığım hemşiresi, gazetecilerin sorularına yanıt vermemesi için kendisine İngilizce "don't talk" (konuşma!) diye uyarıda bulunmuş. Oysa bunların kart babaları ve elebaşıları, Bedevilerin çanak yalayıcısı ve hınk deyicisidir. Öyleyse niçin Arapça değilde İngilizce? Örneğin "uskut, ya Merve!" (sukut et, ey Merve!) dese daha yerinde olmaz mıydı? Zaten bizim millet son yıll...

"o ağacın altında..."

iki gündür istanbuldayım. tadı tuzu olmayan iki istanbul günü. edirnekapı’dan fatih’e kadar yürüyorum. eskiden bıraktıklarımı topluyorum. valide sultan atik ali paşa , fatih , dülgerzade ağa ... oturduğum yerlere yeniden oturuyorum... eskiden kaç kez seyrettiğim yerleri yeniden seyrediyorum. ezan okunuyor şimdi. ezanları bile ezan gibi bu şehrin... alışveriş yaptığım yerler... , taksit kart borçlarım , para çektiğim banka... uğradığım vakıflar, birkaç dost evi... hepsi peşi sıra... o kızda burda . tam da aklımdan geçirirken her zamanki yerinde . dülgerzade ağa camiinin önünde ... hala tartıyor insanları.. hala boylarını ölçüyor insanların... yüz elli bin liraya... yine umarsız geçtim önünden. Aramızda bir beş-on metre bir de duvar var. camiinin avlusundayım şimdi. Soğuk bir taşın üzerinde oturuyorum. bunca kalabalık içinde sanki yakın bir akrabamı görmüş gibiyim. müezzin gamet getiriyor şimdi.abdestsizim. avluda birkaç mezar taşıyla beraberim. bir kısmı toprağa gömülmüş . bir kısmının ...

ah şehadet, vah şehadet

şehitlik mevzuunda tarafta Rasim Ozan Kütahyalı'nın geçtiğimiz günlerde yazdığı bir yazı vardı ve önemliydi. bu yazıya istinaden Yeni Şafak'ta Yasin Aktay din istismarının sınırlarını daha da genişleten bir yazı yazdı. bunu takibende Taraf'ta Cihan Aktaş şehitlik ve şehadet i konu aldı. devamında kütahyalının bir yazısı daha şehitlik, şehadet din istismarı üzerine yoğunlaştı. geç kalınmış özellikle de islamcılar açısından çok geç kalınmış bir tartışma idi. ne ki oda güdük kaldı ve sağ refleks baskın çıkarak konunun bir kaç yazıyla ört bas edilmesine neden oldu. (bu arada söyleyeyim uzun zamandır -bir islamcı olarak- aklımda olan bir yazıyı kütahyalı yazdığı içinde kıskandım. tembellik kötü) şimdi, sağ refleksden, islamı sağcılaştıran ve hanefiliği devlet dini yapan ve bundan başka din algısını kabul etmeyen ama yeri geldiğinde hanefilerinde canına ot tıkayan kutsal rejimimizden bahsedecek değilim. mesele sağcı hanefilerin (islamcıları sağcılıktan tenzih ederim) her tokat ye...

taş gazeli

I. Taş taş değil bağrındır taş senin Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin Bir katılıktır dinamit söker mi yürekleri Başın bir kez bu kalbe çarpmasın ey taş senin Kazmayı kayalara değil kalplere vur ey Ferhat niçindir kırdığın bunca taş senin Anne seninle bağrın döğer gider mi acı Hanidir Ferhad'dan aldığın ders taş senin Sen de mi taşla bir oldun ey sevgili İşitmez oldun beni kalbin taşdan taş senin Ölüm sendendir bana nedir taşlamak beni Bana güldür çiçektir attığın her taş senin Gözünü dikme taşa işte parça parçadır Şimşektir bir bakışın dayanır mı taş senin Deprem değildir dağı ve beni sarsan Bir bakışın komaz taş üstünde taş senin Niçin çıktın dağlara evren çöl oldu leyla Topuğun öpmek için toz oldu dağ taş senin II. Taş taş değil bağrındır taş senin Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin Ülkendir taş ve beton bu yanlışkent Her gün bir yanın biraz daha taş senin Taş alanlarıdır taş insanları taşır bir Nereye gelsen ey aşk karşında bu taş senin Uygarlık taşla taşımak çağlar...

VAAD

Resim
En sıcak yerdesin En sıcak anda Ana kucağında Gecenin üçündeyim Karanlığın içinde Gece lambasının loş ışığı altında Kızımın gözlerindeyim Televizyon ekranlarında seyrettim seni Gazete sayfalarında gün boyu Şimdi kranlıklar içinde Gözlerimin önündesin Yumuk yumuk gözlerini seçebiliyorum kanla karışık Toz toprak arasında Sıkılı yumrukların Kucağındasın annenin Göğsüne uzanmış olmalısın Sol eli sarmış seni Sen sol elinle boynuna sarılmışsın Son kez sarıldığının farkında mısın VAAD? Belki korkmuşsun, Belki ürkmüşsün Bomba seslerinden Doğduğun günden beri Ninni dinler gibi Canın acımış mıdır VAAD? Canımın acıdığı gibi Kızımın elini tutuyorum Uykuda gülümseyerek Sıkıyor parmaklarımı Seni düşünüyorum her an Sen kaç kez sıktın ki Annenin parmaklarını Melekler seni de güldürüyor mu? Annenin göğsündesin Kalp atışları sakinleştirir diye seni Melekler safındasın Hiç ayrılmamış gibi Annenin yanındasın Canın yanmıyor şimdi Sana oğlum diyebilir miyim? 11.08.2006