ALLAH DİLERSE MEHMET SILAY’A İSKİLİPLİ’NİN MEZARINI BULDURUR
1994 Yılı olmalı. Ev’le aram bozuk, derslerim kötü, okula gittiğim yok, kafam dumanlı, beş parasızım. Her şey üstüme üstüme geliyor sanki. ‘Kelebekler Sonsuza Uçar’ diye bir film çekmiş Mesut Uçakan. Milli Gazetede okuduğumuz satırlardan hatırlıyoruz İskilipli Atıf Efendi’yi. Köksal abi filmi Trabzon’a getireceğini söylüyor. O vakte kadar yapılmış bir şey değil bu. İnanamıyoruz, hayal gibi geliyor, ama oluyor işte. Hem de öyle bir oluyor ki ortada ne bir sözleşme var, ne bir anlaşma. Güvene dayalı bir iş bu. Film gösterime girecek izlenecek, gelirin şu kadarı yapımcıya gidecek Hoş, senet sepet isteseler kim nasıl verecek, yok öyle bir şey. Filmin afişleri geliyor, süslüyoruz Trabzon’u, Kalkınma mahallesine asıyoruz Üniversiteye yakın diye. Kredi Yurtlar’da her odaya el ilanı bırakıyoruz. Davetiye bastırıyoruz, yurtlarda, okulda her yerde satıyoruz, esnafı dolaşıyoruz. Derdimiz ne? Kah yarı dolu salona, kah boş koltuklara oynuyor film. Ama olsun, çıkan ağlayarak terk ediyor salonu, bizd...