YÖK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YÖK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2011 Pazar

Başörtüsü Yasağı Sürüyor



Ak Parti tabanına göre başörtüsü sorunu çoktan çözüldü. Daha kötüsü Akparti yöneticileri de buna inanıyor.

“Şurada da sıkıntı var” dediğinizde koca bir duvar üzerinize, üzerinize yürüyor.

“Her şey bir anda olmuyor”, “On yıl önce düşünülebilir miydi, böyle bir şey”, “Sizde çok insafsızsınız canım, elinden geleni yapıyor hükümet”, “Her şeyin bir sırası var”, “Şapka giysinler canım, köprüyü geçinceye kadar”…

Böyle uzayıp gidiyor duvardan yansıyanlar…

Başörtüsü meselesiyle uzun zamandır ilgilendiğim için ne olup bittiğini yakinen biliyorum. Sokakta yürürken, bir üniversite önünden geçerken, içeride başörtülü olup olmadığına, giriş çıkışlarda sorun yaşanıp yaşanmadığına özellikle dikkat ediyorum.

Öyle günlerden birinde birkaç hafta önce Tandoğandaki Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesinin önünden geçerken, yine adımlarımı yavaşlatıp etrafı kolaçan ederken karşılaştım onlarla.

Kampus girişindeki güvenlik kulübesinin hemen arkasında görünmemeye çalışarak başlarını örtüyorlardı. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, açık alanda üç-beş metrekarelik bir kulübenin arkasında görünmeme ihtimalleri yoktu.

Yüksek Öğretim Kurumu’nun bütün iyi niyetli çabalarına rağmen sayıları hiçte azımsanamayacak sayıda üniversitede ilkel bir direnç hala sürüyor.

Zaman zaman “Açta o güzel saçlarını göreyim” diye başlayan hakaretler, zaman zaman “Hepimiz Atatürk çocuğuyuz, aç saçlarını” şekline bürünen, zaman zaman “Salonu terk etmezsen, derse başlamam” diyerek diğer öğrencilerle başörtülüleri karşı karşıya getiren bir saldırı bu.

Öğrenciler bu ifadeleri doğrusu “nazik” buluyor. Çünkü işittikleri öyle sözler var ki, onların yanında bunlara razılar!

Bunun dışında her ders, derse başörtülü girdi diye tutanak tutan ve bunu üniversite yönetimine ileten öğretim üyeleri, “Biz YÖK, MÖK tanımayız karar aldık bu şekilde derse giremezseniz” diyen hocalar da var.

Yetmezmiş gibi özel güvenlik güçlerini öğrencilerin üzerine salıp, otobüsten indirmeye çalışan, yerleşke kapılarında öğrencilerinin girişlerine engel olan üniversiteler de var.

İşin ilginç yanı özel güvenlikçiler başörtülüleri kovalarken namazı kaçıracakları için de kızıyor başörtülü öğrencilere.

Ama belki en acısı şu…

Anadolu’nun göbeğinde bir üniversitede derslere başörtülü girmeye çalışan bir öğrenciye, en yakın başörtülü arkadaşı “Bir daha görüşmeyelim, yan yana gelmeyelim, başımızı derde sokacaksın” diyor.

Oysa senin başın bundan daha büyük bir derde nasıl girebilir ki! Farkında değil…



Yaklaşık iki yıldır Türkiye’nin bütün üniversitelerinde başörtüsü sorununu takip ediyoruz.

Bu süreçte gelinen noktayı da çok iyi biliyor ve küçümsemiyoruz. Bir zamanlar kampüse başörtülü girişi bile hayal edemediğimiz üniversitelerde yaşanan olumlu gelişmelerden de haberdarız.

Ancak; Akparti hükümeti “Bu işi fiilen çözelim” diyerek büyük bir yanlış yapıyor.

Yasakçılar da, fiili bir yasak uygulamışlardı unutmayalım. Anayasa mahkemesi kararının arkasına sığınarak, birkaç yönetmelik uydurarak sağlamışlardı başörtüsü yasağını.

Bu saatten sonra yasalarda başörtüsü yasağının suç olduğuna dair bir madde görmeden rahat edecek değiliz.

Başörtüsü yasağının sürdüğü üniversite, fakülte ve bölümlerin listesini vermeden önce bir borcu ödemeliyim. Uzun zamandır, başörtülü arkadaşlarımıza “özgür üniversite” google grubu üzerinden hukuki yardım sunan, yüz yüze görüşen, üniversitelerle ve YÖK’le direk temasa geçen, nasıl davranmaları, nerelere başvurmaları, nasıl tutanak düzenlemeleri gerektiği hakkında yardımda bulunan Avukat Fatma Benli ve Avukat Şerife Gül Arıman’a teşekkür borçluyum.

Hem kendi adıma, hem de başörtülü arkadaşlarım adına. Sağolsunlar, iyi ki varlar.

Not: Özgür üniversite grubuna katılmak isteyen “başörtülü” arkadaşlarımızın Mazlumder Ankara Şubesinin ankaramazlumder@gmail.com elektronik posta adresine okudukları üniversite, fakülte ve bölümü belirten bir mail atmaları yeterli olacaktır.



Başörtüsü yasağının uygulandığı üniversite, fakülte ve bölümler…

1. 9 Eylül Üniversitesi / İlahiyat Fakültesi, yüksek lisans hazırlık / derslere başörtülü alınmıyor.

2. Ankara Üniversitesi / Eczacılık Fakültesi / Başörtülü kampus girişi yasak

3. Marmara Üniversitesi / Atatürk Eğitim Fakültesi / diplomada Başörtülü fotoğraf yasak

4. Erciyes Üniversitesi / Sağlık Bilimleri Fakültesi / Beslenme ve Diyetetik Bölümü / bazı öğretim görevlileri başörtülü öğrencileri derslere almıyor

5. 9 Eylül Üniversitesi / FTR Yüksek okulu / öğrenciler derslere gürültü çıkarırlarsa girebiliyor, öğretim görevlileri tutanak tutuyor. Disiplin cezasıyla tehdit ediyor.

6. Çukurova Üniversitesi / Mimarlık Fakültesi / hakaret ediliyor, başörtüsü zorla çıkarılmaya çalışılıyor.

7. Çukurova Üniversitesi / İstatistik bölümü / tutanak tutuluyor. Diğer bölümlerde zorla açtırılıyor

8. Başkent Üniversitesi / tüm fakülte ve bölümler / rektör yardımcıları sorun yok derslere girebilirsiniz diyor, Rektör başörtülü öğrencileri yanına çağırıp başlarını açmalarını istiyor. Tutanak tutuluyor.

9. 9 Eylül Üniversitesi / İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi / Çalışma Ekonomisi Bölümü/ sözlü hakaret ediliyor: “Belgeler, YÖK umurumda değil, seni böyle derse alırsam kendimden utanırım”, “Biz Atatürk’ün kızlarıyız, çıkar o güzel saçlarındaki örtüyü”, “üniversite yönetimi karar aldı, başörtülüleri derse almayacağız”

10. Akdeniz Üniversitesi / Hemşirelik Bölümü / öğrenciler başlarını açmaları için tehdit ediliyor.

11. Boğaziçi Üniversitesi / İngilizce öğretmenliği son sınıfta bazı öğretim üyeleri derse almıyor.

12. Marmara Üniversitesi / Hukuk Fakültesi / bazı öğretim üyeleri derse almıyor, öğrenciler notla tehdit ediliyor, rencide edici sözler kullanılıyor.

13. Boğaziçi Üniversitesi / Batı Dilleri Bölümü / bazı öğretim üyeleri öğrencileri şapkalı dahi derse almıyor, yabancı öğrenciler de dışarı çıkarılıyor.

14. Mersin Üniversitesi / Maliye Bölümü / bazı öğretim üyeleri derse almıyor.

15. Dumlupınar Üniversitesi / Fen Edebiyat Fakültesi / Biyoloji Bölümü Başörtülü öğrencileri derse almıyor.

8 Şubat 2010 Pazartesi

BAROSUNUN DANIŞTAYI!





Şaşırıp şaşırmadığımı soruyor arkadaşlar.
Baştan söyleyeyim ki, hiç şaşırmadım.
Kararın nasıl verileceğine dair tereddütüm yoktu.
Ama, evet itiraf edeyim, zamanlama beni şaşırttı!
Ben Danıştay kararının sınavlara çok az bir zaman kala verileceğini ve hem YÖK’ün iki ayağının bir papuca sokulacağını, hem de meslek lisesi öğrencilerinin psikolojik olarak perişan edileceğini düşünüyordum.
Hemen sevinmeyin…
Daha zaman var ve henüz oyun bitmedi, hala haklı çıkabilirim!

Danıştay’ın katsayı kararını erken! açıklaması YÖK’na yeni bir düzenleme yapma şansı verdi.
Belki de ilgili daire sınava kadar bütün kartları açtıralım da, “altın vuruş”la işi bitirelim diye düşünmüştür!
Neden olmasın?
Katsayı sorununun en temel üç muhatabı var malumunuz.
1. İstanbul Barosu
2. Danıştay
3. Meslek lisesi öğrencileri ve aileleri
Istanbul barosu açısından bakıldığında, Hukukun yaygınlaştırılması ve adaletsizliklerin giderilmesi için çalışması ve hukuktan taraf olması gereken bir meslek örgütünün, üzerine vazife olmadığı halde yüksek öğretimde eşitlik ilkesinin iptalini ve hukukun gasp edilmesini istemesi son derece manidar!
Kaldı ki, İstanbul Barosunun işi, hukuku yaygınlaştıran ve eğitim eşitliğine fırsat veren bir düzenlemenin iptali için gayret sarf etmek değil.
Toplumun bir kesimi tarafından “darbeci” olarak anılan bir meslek örgütü bahsettiğimiz.
Bu açıdan bakınca aslında taşlar yerine oturuyor!
O halde bize de söz söylemek düşer.
Istanbul Barosu yöneticileri hukuk fakültesini bitirmiştir, evet.
Avukattırlar, evet.
Ancak bu barodaki arkadaşların hukukçu olduğu anlamına gelmez!
Olsa olsa ticaret erbabıdır hepsi!
Avukatlıktan geçinen ticaret erbabı!
Bu ticaret erbabının çocukları hangi liselerde okuyor, bakmak lazım birde!
Kimilerinin tembel çocuklarına, doğum günü hediyesi olmasın bu katsayı kararı!


Uzun zamandır, Türkiye’de hukuk devleti çizgisine karşı, bir “yargıcı cumhuriyeti” lobisi oluştuğunu söylüyoruz.
Ve yaşanan gelişmeler hep bizi haklı çıkarıyor.
Ve bu “yargıcı” lobisi yasama ve yürütmeyi kontrol etmek istiyor.
Açıkça ulufe ve cülüs isteyememenin bir sonucu olabilir mi bu?
Bir çeşit “gelinim sen anla” hali…

Meslek liseli gençler ve ailelerine ise tamir edilemez bir tranva kaldı geriye.
Nice emek, nice gayret, onca maddi harcamaya karşın pinpon topu gibi bir oyana, bir bu yana fırlatılan hayatları var bu çocukların…
Ve sevgili “yalnız ve güzel ülkeleri” hizmet bekleyecek onlardan…
Devlet değil mi, “hem sever, hem döver” diyecek, az gelişmiş yöneticileri…

Bu karar yargının, yasama ve yürütmeyi kontrol etmesi, yasama ve yargı erk’i üzerinde baskı kurma çalışmalarının en bariz örneği...
Şimdi YÖK, Meslek lisesi öğrencilerini bu ideolojik çarpışmanın dışında tutarak, öğrencilerin moral motivasyonlarını da göz önüne alarak en kısa sürede katsayı problemini derhal çözmeli…
Ve diğer yandan gözlerimiz Danıştay’ın üzerinde olacak.
Bakalım başka davalarda da bu kadar hızlı karar verebilecek mi?
Bakalım katsayı kararı “matbu” bir karar mı?!
Bekleyecek ve göreceğiz…

BİR AMERİKAN TİPİ MÜSLÜMANLIK ÖRNEĞİ: ANADOLU İSLAMI/ANADOLU İRFANI

  Amerikan Tipi Müslümanlık ( https://www.hertaraf.com/koseyazisi-ustun-bol-amerikan-tipi-muslumanlik-4347 ) yazısını yazmaya başlarken g...