18 Haziran 2026 Perşembe

 

BOSNA GÜNLÜKLERİ -7

 

14 Şevval 1447 / Pazar / Karadağ / Podgoritsa

 

Podgoritsa.

Karadağ’ın başkentiymiş burası. Her başkent kadar soğuk.

Neyse ki burada da Old City varmış ama biraz tırt anladığım kadarıyla.

Gördükten sonra etkileyici bir şeyi varsa yazarım elbette.

Ama siz şimdilik KENTPARK’a, CEPA’ya gidin en iyisi.

Kaleme kağıda yazık!

Ya da gitmeyiverin oturun evinizde.

 

14 Şevval 1447 / Pazar / Karadağ / Birkaç Saat Sonra

 

Old City iyiymiş aslında!

Yeni Şehirden çıkıp Eski Şehirde biraz zaman geçirince insanın beynine kan gitmeye başlıyor.

Denize -0- bir kale, bir yarımada ve onu çevreleyen surlar…

Biliyorsunuzdur ama taş çok değişik bir ruh katıyor yapıya.

Eğer bir de taş ve ahşabın uyumunu yakalayabilirse şehir, o şehir şehir olmuş demektir.

Ama aynısı Yeni Şehir için de geçerli!

Old City nasıl güzel olmuşsa, Yeni Şehrin istila ettiği komşu alanlar bir o kadar olmamış.


 

15 Şevval 1447 / Pazartesi / Sırbistan-Belgrad

Sırbistan’dayız.

İnanmayacaksınız ama canım hiç küfretmek istemiyor!

Benim canım küfretmek istemiyor diye siz şeyapmayın, çekinmeyin.

Diliniz korkak alışmasın.

Sövün! Yapabileceğiniz başka hiçbir şey yok çünkü.




 

15 Şevval 1447 / Pazartesi / Belgrad

 

Knez Mihailova caddesindeyiz. İstanbul’un İstiklal Caddesi gibi düşünün.

O kadar kalabalık, o kadar şen şakrak…

Adım başı sokak müzisyenleri, ressamlar, el ürünleri satanlar, protestocular…

Dil yabancı olmasa İstanbul’da olduğunuzu düşünebilirsiniz.

Ve şehrin en büyük, en canlı, en hareketli caddesinde ‘Çetnikler’ sizi bu fotoğrafla karşılıyor!

Sırp ülkücüsüne ‘Çetnik’ deniyor bu arada!

Herkes durduğu yeri bir kontrol etsin şimdi, hemen!

Sırp’sınız.

Çetnik’siniz.

Anladık!




 

Ama ülkenin en büyük, en canlı caddesine bu fotoğrafı yerleştirirseniz insan değilsiniz!

Gerçekten insan değilsiniz.

‘Balkanlarda soykırıma uğrayan tek halk Sırplar’mış.

Sizin ben…

 

6 Nisan 2026 / Salı / Ankara

 

Uyudum, uzun uzun uyudum ve uyandım.

Yorgunluğum hala geçmemiş.

Daha kahvaltı yapmadan kendimi Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü karıştırırken buldum.

Bosna ve Kastamonu saat kulelerini görüp, hayranlıkla hatırladıktan sonra elime alabileceğim tek kitap buydu herhalde.

Tanpınar’ın kafasının karışık olması (Evet, Tanpınar’a kafası karışık dedim! İtirazı olan?), gelgitleri saatlerle belki de en uygun ruh halini hissettiriyor.

Ne seküler olabilmiş, ne geçmişini-kimliğini tam olarak koruyabilmiş bir isim Tanpınar.

Ve belki de bu yüzden ve belki de kafası karışık olduğu için Saatleri Ayarlama Enstitüsünü o yazmalıydı.

Bir çeşit günah çıkarma ritüeli bu!

Kafası karışık olmasında siyasetçi olmasının yanı sıra; koltuğunun, o çok sevdiği seküler itibarının sallanmamasına gösterdiği nezaketin de payı vardır elbette!

 

Dikkatinizi çekmiştir. Bosna’da yazdığım günlüklerin tarihleri hicri idi.

Türkiye’ye döndükten sonra yazdıklarım miladi!

Neden?

İşte öyle.

Herkese hak ettiği kadar…

 

6 Nisan 2026 / Salı / Ankara

 

Akşam oldu, olacak.

İçimde Murat Göğebakan söylüyor: Kalbim Yaralı

İçinizden yüksek sesle siz de söyleyin.

Bütün yaralarımızı affet Tanrım!

 

6 Nisan 2026 / Salı / Ankara/ Gece Yarısı

 

İçim soğumadı!

Bazı gerçekleri zaman zaman hatırlatmakta fayda var.

Mesela şu önemli:

Dünyanın gelmiş-geçmiş en iyi tenisçisi İsviçre’li Roger FEDERER’dir

Sırp Çetnik Novak DJOKOVİC, bırakın FEDERER’e rakip olmayı, FEDERER’in kirlilerini ancak taşır.

Getirini götürünü yapar.

 O da FEDERER müsaade ederse!

 

Bitti.

 

 

Hiç yorum yok:

  BOSNA GÜNLÜKLERİ -7   14 Şevval 1447 / Pazar / Karadağ / Podgoritsa   Podgoritsa. Karadağ’ın başkentiymiş burası. Her başkent ka...